İçimizdeki Eksikliklerin Bedeli: Sadakatsizliğin Psikolojik Anatomisi

Sadakatsizlik… Ataerkil toplumlarda erkekler yapınca "çapkınlık" olarak adlandırılan, kadınlar yapınca ise hiç hoş karşılanmayan bir kavram... Bana göre ise bu durum tamamen bir psikolojik zayıflık.

Mart 25, 2026 - 14:27
 0   198.5bin
İçimizdeki Eksikliklerin Bedeli: Sadakatsizliğin Psikolojik Anatomisi

"Şevval, nereden esti de bu yazı aklına geldi, neden böyle bir yazı yazmak istedin?" diye sorarsanız; günümüz ilişkilerindeki manasız davranışların bu kadar çok artmasını cevap olarak verebilirim. Kimin eli kimin cebinde belli değil; istekler, arzular bir türlü bitmiyor. Herkes, "Benim için bütün fedakârlıklarda bulunulsun ama ben kimse için kılımı dahi kıpırdatmayayım," kafasında... Maalesef sadakat konusunda bile durum böyle.

Beni bilen bilir; ben her şeyin psikoloji ile açıklanabileceğini savunan birisiyim. Bu kavramın da köklerine inip araştırmak istedim: Neden insanlarda böyle bir eğilim var? Gelin, biraz rakamlarla konuşalım.

Araştırmalara göre evli erkeklerin yaklaşık %20-25'i, hayatlarının bir noktasında eşlerini aldattıklarını itiraf ediyor. Evli kadınlarda ise bu oran yaklaşık %13-16 civarında seyrediyor. Fakat burada dikkat çekici bir noktaya değinmek istiyorum: Son 20 yılda kadınların aldatma oranlarında %40'lık bir artış gözlemlenirken, erkeklerin oranları çok daha sabit kalmış durumda.

Peki, bu eylemlerdeki temel motivasyonlar neler?

  • Erkeklerde: Genellikle "cinsel çeşitlilik" arzusu ve heyecan arayışı ön planda. Bu durum, doğrudan bir dürtü kontrolü zayıflığına işaret ediyor.

  • Kadınlarda: Genellikle "duygusal ihmal" ve yeniden değerli hissetme arzusu ağır basıyor. Bu da öz değeri, dışarıdan gelecek bir onayda arama zayıflığına dayanıyor.

Türkiye’deki tabloya baktığımızda ise oranlar biraz daha değişiyor. Veriler; erkeklerin yaklaşık dörtte birinin, kadınların ise yaklaşık %11-12'sinin partnerlerine sadık olmadığını bildirdiğini gösteriyor. Şaşırmadım açıkçası; Türkiye gibi toplumsal baskının yoğun olduğu bir coğrafyada, sadakatsizlik eyleminde bulunan kadınların bunu itiraf etmesi oldukça zordur.

Peki, psikoloji dünyasının devleri sadakatsizliğe nasıl bir pencereden bakmışlar? Freud, bunu bir "dürtü kontrolü zayıflığı" olarak görmüş ve çocukluktaki doyumsuzlukların bir dışavurumu olarak yorumlamıştır. Yani kişi aslında bir yetişkin gibi değil, "istediği oyuncağı o an alması gereken bir çocuk" gibi davranıyordur.

Alfred Adler’e göre ise insanlar, kendilerini yetersiz hissettikleri alanları başka bir alanda "aşırı telafi" etmeye çalıştığını söyler. Eğer bir erkek partner sayısıyla övünüyorsa, muhtemelen karakteriyle veya içsel başarılarıyla ilgili derin bir aşağılık kompleksi yaşıyordur.

Günümüzün en ünlü ilişki terapistlerinden olan Esther Perel ise sadakatsizliğin her zaman partnerle ilgili olmadığını; kişinin "kaybettiği bir parçasıyla" (gençliği, heyecanı, özgürlüğü) yeniden bağ kurma çabası olduğunu söyler.

Fark ettiyseniz bütün düşünürlerin ortak noktası; bu eylemin, kişilerin kendi içindeki bir eksikliğin veya korkunun üzerini örtme çabası olmasıdır. Yani arkadaşlar, siz siz olun; içinizdeki eksikleri ya da geçen zamanı bir başka insan bedeni üzerinden telafi etmeye çalışmayın. Çünkü kendi içinizde olan problemleri çözemediğiniz müddetçe hiçbir şey sizi tatmin etmez; sadece kendinizi kandırırsınız.

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevgi Sevgi 0
Komik Komik 0
Kızgın Kızgın 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Canına Vay Canına 0