Güne uyanırsınız, bir şeyler giyersiniz üzerinize, evden çıkarsınız. Normalde gelen otobüsünüz 20 dakika geç kalır. Ardından yoldayken geç kalmamışsınız gibi bir de yolda kaza olur. İçinizden bir ses “Ya kardeşim, tüm aksilikler beni mi buluyor?” diye geçirirsiniz. Bunun cevabı hayır, tabii ki de bütün kötü olaylar sizi bulmuyor. Evrende bir toz tanesi kadar küçük olduğumuzu unutmadan böyle yorumlarda bulunalım.
Beynimiz olumsuza maalesef daha duyarlı. “Nasıl yani?” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Şu şekilde: İnsan beyni hayatta kalmak için evrimleştiğinden kaynaklı, tehlikeyi veya aksiliği daha hızlı idrak eder. Bu yüzdendir ki negatif olaylar maalesef zihnimizde daha güçlü iz bırakır. Zaten hayatta da öyle değil midir? 100 tane güzel iş yaparsınız ama 1 tane kötü bir iş yaptığınızda laf olur. Bunun sebebi beynimizin evrimsel gelişimi.
“Eee Şevval, otobüs geç kaldı sonra kaza oldu; bunlar aksilik silsilesi değil de ne?” diye sorarsınız. O da yanlış bir düşünce. Bir gün aksilik yaşadığınızda, gün içindeki diğer küçük terslikleri de daha çok fark etmeye başlarsınız.
Otobüs geç kaldı → moral düştü → trafikteki kaza daha büyük algılandı → işteki küçük bir problem bile “serinin devamı” gibi algılanabilir.
Bu aslında zihnin bir örüntü kurma çabasıdır; hatta beynimizin küçük muziplikleri diyebiliriz. Günü, bu sabah yaşanılan negatif durumdan kaynaklı hiç edip modumuzu düşürebiliriz. Bu da duygusal çerçevelemedir. Bundan korunmak için olumlu olan şeyleri kendimize hatırlatalım.Hayat bir akıştır. Bazen kontrol edemeyiz, rastlantılardan kaçamayız. Nefes aldığımız her anın kıymetini bilmeli ve kocaman bir gülümseme ile hayatımıza devam etmeliyiz…