Ülkemizde Karbon Ayak İzi ve Sürdürülebilirlik Alanında Yeni Dönem
Yeni yürürlüğe giren İklim Kanunu ile sanayi kuruluşlarının sera gazı emisyonlarını ölçme, kayıt altına alma ve raporlama yükümlülüğü artarken, şirketler için çevre performansı stratejik bir rekabet avantajı hâline geliyor. Onyx Raya Enerji kurucusu Sinem Soyer Krajewski anlattı!
Ülkemizde çevre ve iklim alanında önemli bir kırılma yaşanıyor. 3 Temmuz 2025 tarihinde kabul edilen İklim Kanunu ile birlikte, 2053 yılına kadar “net sıfır emisyon” hedefine odaklanılmış durumda.
Bu çerçevede, ağır sanayi ve enerji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin karbon ayak izini (sera gazı emisyonlarını) hesaplama, izleme ve raporlama gibi yükümlülükleri artıyor.
Söz konusu yasayla birlikte, sadece gönüllü sürdürülebilirlik adımlarının ötesinde yasal zorunluluklar gündeme gelmiş durumda. Örneğin, sanayi tesislerinin sera gazı emisyon izin belgesi alması öngörülüyor; bu da kurumsal karbon yönetiminin artık tercih değil zorunluluk haline geldiğini gösteriyor.
Ayrıca, Avrupa Birliği ile ticaret yapan şirketler için Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) kapsamında 2026 yılı ve sonrası itibarıyla karbon içeriği yüksek ürünlerde beyan zorunluluğu bekleniyor.
Bu yeni düzenleme ortamında, sizlerin de yer aldığı danışmanlık, ölçüm cihazları temini, montaj-servis gibi hizmetler sunan firmaların önemi artıyor. Karbon ayak izi hesaplaması, enerji verimliliği, elektrikli araç şarj altyapıları ve hava kalitesi izleme sistemleri gibi alanlar yalnızca çevresel sorumluluğun bir parçası değil, aynı zamanda kurumsal itibar, finansal avantaj ve rekabet gücü açısından da kritik hale geliyor.
Özellikle elektrikli araç şarj istasyonlarının yaygınlaştırılması ve altyapı kurulumlarının gerçekleştirilmesi, sanayi ve ulaşımda elektrikli çözümlerin hızla artan önemiyle birleşince öne çıkıyor. Bu alanda “yatırım öncesi fizibilite raporu”, “altyapı uygunluk değerlendirmesi” gibi hizmetlerin devreye girmesi oldukça yerinde. Üstelik ekipman tedariği, montaj ve servis sürecini tek çatı altında sunmak, müşteriye güven ve bütüncül çözüm sunma açısından fark yaratıyor.
Hava kalitesi ölçüm sensörleri gibi teknolojik cihazların dağıtımı ve devreye alınması da çevresel ölçüm-izleme kapasitesini güçlendiriyor. Bu da şirketlerin sadece karbon salımlarını azaltmakla kalmayıp aynı zamanda çevre verilerini şeffaf şekilde izleme ve şeffaflık sağlayabilmesini mümkün kılıyor.
Onyx Enerji olarak hedeflediğiniz “2026 sonuna kadar daha geniş kapsamlı danışmanlık” ve “500’den fazla şarj istasyonu kurmak” yönündeki planınız, bu dönüşüm ortamında oldukça zamanlı. Ancak bu planların başarısı için birkaç kritik etken var:
-
Şarj istasyonu altyapısında teknik uygunluk, elektrik bağlantıları, projelendirme gibi detaylar önceden analiz edilmeli.
-
Karbon ayak izi hesaplamasında uluslararası standartlar (örneğin GHG Protocol kapsamında Kapsam 1-2-3 emisyonlarının tanımlanması) esas alınmalı.
-
Hedef müşterilere (örneğin sanayi tesisleri) yönelik iletişimde, yasal zorunlulukların yanı sıra rekabet avantajını ve finansal risklerin azalmasını vurgulamak fayda sağlar.
-
Ölçüm cihazları ve montaj servisleri gibi altyapı alanında kalite, sertifikasyon ve üretici güvenilirliği ön plana çıkmalı; CE, kalite kontrol sertifikaları gibi unsurlar müşteriye güven verir.
-
Sürdürülebilirlik alanındaki hizmetlerin pazarlanmasında “karbon nötr firma” hedefi gibi güçlü ifadeler stratejik iş fırsatları yaratabilir.
İklim krizinin tüm dünyada derinleştiği ve Türkiye’nin de hem ulusal hem uluslararası düzeyde taahhütler altına girdiği bir dönemde, kurumların ve bireylerin çevresel sorumluluk alması kaçınılmaz. Biz de bu dönüşümde yer alan tüm paydaşları — firmaları, yatırımcıları ve bireyleri — ortak hareket etmeye, ölçüm-izleme süreçlerine dahil olmaya ve sürdürülebilir bir gelecek için aktif katkı sağlamaya davet ediyoruz.
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmedim
0
Sevgi
0
Komik
0
Kızgın
0
Üzgün
0
Vay Canına
0
